![]() |
| ATC Özelinde Kullanılan Otomatik Uyarı Sistemleri ve Çalışma Mantığı |
Günden güne artan hava trafiği hacmi ve operasyonel kompleksite, Hava Trafik Kontrolörleri (ATCO) özelinde zihinsel iş yükünü artıran ve bilişsel sınırları zorlayan başat stresör faktörlerin başında gelmektedir. Bilişsel kısıtlamaların ötesine geçmek ve mental iş yükünü dengelemek için sıklıkla otomasyona başvurulmakta, özellikle karar alma yardımcısı araçlar ve durumsal farkındalık arttırıcı algoritmalar üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda otomasyon sistemlerinin kritik bir uzantısı olan ikaz ve uyarı sistemlerinin, ATC özelinde sıklıkla kullanımı göze çarpmaktadır.
Hava Trafik Kontrol (ATC) operasyonlarında halihazırda çeşitli otomatik uyarı sistemleri kullanılmaktadır. Yer tabanlı “safety nets” araçları içerisinde de kategorize edilebilen, en yaygın otomatik uyarı sistemleri şunlardır:
MSAW (Minimum Safe Altitude
Warning): Bir uçağın mevcut veya öngörülen rotası, uçuş planına veya
tanımlı sektör asgari irtifalarına (örneğin MEA veya Grid MORA verileri ya da
dinamik hesaplamalar) göre emniyetli limitlerin altına düşeceği senaryo
öngörülürse ATCO'yu uyarır.
CA (Conflict Alert) veya STCA
(Short-Term Conflict Alert): İki veya daha fazla uçağın radarda gözlemlenen
trajeksiyonları “conflict” riski taşıdığında, uçakların mevcut hız ve yön
vektörlerini, tırmanma/alçalma oranlarını (rate of climb/descent) da
hesaplayarak asgari ayırma eşiklerinin ihlal edilebileceği öngördüğünde
(genellikle muhtemel çatışmadan 90 ila 120 saniye önce) kontrolörü uyarır.
APW (Area Proximity Warning):
Bir uçak kısıtlı, yasak veya tehlikeli hava sahalarına girmek üzereyken ATCO için ikaz üretir.
RIMCAS (Runway Incursion
Monitoring and Collision Avoidance System): A-SMGCS kapsamında çalışan bir
yer uyarı sistemidir. Pistte ve taksi yollarında potansiyel olarak meydana
gelebilecek bir “conflict” riskini görsel ve işitsel olarak kontrolöre ikaz
eder.
MONA (Monitoring Aids):
rotasından çıkan uçuşlar için “DEV” (deviation) uyarısı üretir. Safety net
sistemi içerisinde yer almaz, operasyonel emniyeti arttıran destekleyici bir
unsur olarak görülür.
Havacılık endüstrisinde
kullanılan Controller Working Position (CWP) ve İnsan-Makine Arayüzü (HMI)
dizaynlarında en yaygın uyarı sistemleri yukarıda bahsi geçenler olsa da ATCO'yu
spesifik operasyonel sorunlar konusunda bilgilendirmek için tasarlanmış birçok
farklı algoritmik uyarı da bulunmaktadır. Uyarı sistemleri genellikle uçakların
radar etiketleri üzerinde ayırt edici renk kodları ya da spesifik kısaltmalarla kodlanır ve ATCO’nun hızlı bir şekilde durumu fark edebilmesi için optimize
edilirler. STCA gibi kritik emniyet uyarılarında, gelişen durumu
önceliklendirmek için sadece görsel olarak değil sesli uyarılarla da
kontrolörün durumsal farkındalığı arttırılır.
Havacılık psikolojisinde sıkça
referans alınan Wickens'in Çoklu Kaynak Teorisine göre, insan beyni bilgiyi
işlerken görsel ve işitsel kanallar gibi farklı kaynakları kullanır. Bir hava
trafik kontrolörü radar ekranındaki yoğun trafiğe odaklandığında görsel kanalı
doyuma ulaşır. Bu durumda radar etiketindeki kırmızı bir renk değişimini
(görsel uyarıyı) ya da beliren bir uyarı kısaltmasını göz ardı etme riski artar. Bu yüzden STCA gibi kritik uyarılar
sadece renk kodlarıyla değil, görsel kanalın yükünü hafifletmek için işitsel
(sesli) alarmlarla da desteklenir. Farklı bir duyusal kanal kullanmak, önceliklendirmeyi doğru yapmayla da birleşirse çoklu görev başarımı açısından son derece önemlidir.
![]() |
| Multiple Resource Theory (Çoklu Kaynak Teorisi) |
Bir vardiya sırasında ATCO'lar ağırlıklı
olarak görsel olmak üzere, üstte bahsi geçen çok sayıda otomatik tetiklenen uyarıyla karşılaşır. Bu yoğun bilgi
akışı, sistem desensitizasyonuna yol açar ve belirli bir çalışma sekansının
sonrasında ATCO'ların alarmları göz ardı etmesini yaygın hale getirir. Bu
davranış, genellikle sistemlerin gereğinden hassas tasarlanması sonucu ortaya
çıkan "nuisance" (asılsız/yanlış) alarmların operasyonel gerçeklikle
örtüşmemesinden kaynaklanır.
Federal Havacılık İdaresi (FAA) bünyesinde yapılan kapsamlı bir araştırmada, 5 saha (en-route) ve 17 terminal ATC tesisinden alınan 607 CA (Conflict Alert) ve 178 MSAW (Minimum Safe Altitude Warning) vakasına ait otomasyon verileri ve ses kayıtları incelendi. Ararştırmacılar, kontrolörlerin uyarılar neticesinde trafik tavsiyeleri ve kontrol talimatları verme gibi muhtemelen yanıtlarını kategorize ettiler. Ayrıca verilen yanıtların, alarmın tetiklenmesine kıyasla ne zaman gerçekleştiğini de analiz ettiler. Elde edilen bulgular, saha kontrolünde incelenen CA'ların %62'sinin ve MSAW'ların %91'inin kontrolörlerden hiçbir yanıt almadığını gösteriyor. Benzer şekilde, terminalde incelenen CA'ların %44'ü ve MSAW'ların %61'i kontrolörlerden yanıt almadı. Ancak, bu vakaların hiçbirinde operasyonel hata veya sapma meydana gelmedi. Kontrolörler conflict durumlarına müdahale ettiklerinde, %67 oranında bu eylemi alarmdan önce gerçekleştirdiler. MSAW durumlarında ise kontrolörler yanıtlarını %68 oranında MSAW uyarısından önce verdiler. Ayrıca, saha kontrolünde incelenen CA'ların %31'i ve terminaldekilerin %36'sı o kadar kısa sürdü ki; kontrolörler durumu uyarıdan önce çözmüş olmalıydı ya da durum hiçbir işlem yapılmadan kendiliğinden düzelmişti. Bu sonuçlar, CA'ların %81-87'sinin ve MSAW'ların %87-97'sinin gereksiz (nuisance) alarmlar olduğunu tahmin etmemizi sağlıyor.
Sistem uyarıların göz ardı
edilmesinde kontrolörlerin “yönetici işlevler (executive functions)” içerisinde
sıklıkla yaptıkları önceliklendirme ve sıralama aktiviteleri de önemli
faktörlerden biridir. Zira dikkat mekanizmasının ve kısa süreli belleğin
çeşitli bilişsel kısıtlamalara sahip olduğu bilinmekte, ATCO gibi yoğun
multitasking (çoklu görev) gerektiren çalışma periyotlarında, ETTO prensibinden
de aşina olduğumuz üzere dengeli bir performans çıktısının oluşabilmesi için
optimizasyon önem kazanmaktadır.
Multiple Resource Theory (Çoklu
Kaynak Teorisi), kontrolörler tarafından neden bazı görsel ya da işitsel
uyarıların göz ardı edilebildiğini anlamada önemli bir yer tutmaktadır. Çoklu
Kaynak Teorisine göre, insanlar görev yönetimi için farklı türlerde dikkat
kaynaklarına sahiptir. Ancak bu kaynaklar sınırlıdır. Bu nedenle, görsel
sistemdeki yükü hafifletmek veya azaltmak için işitsel (sesli) uyaranların
kullanımı dikkat mekanizmasını iyileştirici bir rol üstlenebilir. Bu bağlamda araştırmalar
işitsel sinyallerin işe yarayabileceğini gösterse de Hava Trafik Kontrolörleri
ile yapılan görüşmeler sesli uyarıların genellikle "rahatsız edici"
bulunduğunu ortaya koyuyor. Zira ATC çalışma ortamlarının oldukça gürültülü
olduğu vurgulanıyor. Ortam sesi ortalama 52 ile 63 dB arasında değişiyor. Bu
yüzden, uyarıların etkili olabilmesi için çok daha yüksek sesle verilmesi
gerekiyor ve bu durum çok daha yorucu ve bunaltıcı sonuçlar doğurabilir.
Peki, geleceğin CWP
tasarımlarında alternatif yöntemler neler olabilir? Sektörel araştırmalar;
dokunsal (haptic) uyarıcıların (örneğin titreşimli kontrol araçları), yönsel
(spatial 3D) ses algoritmalarının veya yapay zeka destekli adaptif eşik
değerlemelerinin (adaptive thresholding) bu problemi çözmede kilit rol
oynayabileceğine işaret etmektedir.
Kaynaklar:
- Allendoerfer, K.R.; Friedman-Berg, F.; Pai, S. Human Factors Analysis of Safety Alerts in Air Traffic Control; No. DOT/FAA/TC-07/22;United States. Department of Transportation. Federal Aviation Administration. William J. Hughes Technical Center: Washington DC, USA, 2007.
- Ruskin, K.J.; Corvin, C.; Rice, S.; Richards, G.; Winter, S.R.; Clebone Ruskin, A. Alarms, alerts, and warnings in air traffic control: An analysis of reports from the Aviation Safety Reporting System. Transp. Res. Interdiscip. Perspect. 2021 12,100502.
- Wickens, C.D. The Multiple Resource Theory and Model. Some Misconceptions in Data Interpretations. Proc. Hum. Factors Ergon. Soc. Annu. Meet. 2024 68,713–717. (alert-passed)


Lütfen ofansif bir dil kullanmadığınızdan, yapıcı öneriler ve eleştirilerde bulunduğunuzdan emin olun. Yorumlar denetlendikten sonra uygun bulunursa yayımlanmaktadır. Anlayışınız için teşekkürler.