![]() |
RVSM 2.0 Konsepti: Dinamik Ayırmaya Geçiş |
Mevcut RVSM sisteminin statik doğasının getirdiği sınırlamalar, günden güne artan hava sahası kullanıcıları da hesaba katıldığında, mevcut kapasite problemini iyileştirebilmek için havacılık araştırma topluluklarını daha esnek, daha verimli ve daha fonksiyonel çözümler aramaya yöneltmiştir. Bu arayışın en somut ve iddialı sonuçlarından biri SESAR (Single European Sky ATM Research - SESAR) programı bünyesinde geliştirilen RVSM 2.0 konseptidir. RVSM 2.0, mevcut sistemin gelişmiş bir versiyonu olmanın ötesinde RECAT (Re-categorisation) çalışmalarında da ön plana çıktığı gibi ayırma felsefesinde temel bir paradigma değişikliği önermektedir. RVSM 2.0 konsepti ve dinamik ayırma minimaları kavrayışı pek çok ortak noktaya işaret eder. Global Navigasyon Uydu Sistemi (GNSS) altimetrisini temel alarak daha yüksek hassasiyetli irtifa koruma yetenekleri sunmayı vaat ederek, ayırma minimalarının dikeyde de önemli ölçüde azaltılabilmesini amaçlamaktadır. GNSS altimetrisinin barometrik altimetreye kıyasla daha yüksek doğruluk sunduğu ve irtifa değişimlerinden daha az etkilendiği varsayılmaktadır. Zira irtifa ve sıcaklık gibi değişkenler etkilenen hava basıncını baz alan barometrik altimetreler yerine doğrudan yerkürenin geometrisine göre hesaplanmış geometrik bir altimetrenin daha hassas ayırmalara imkan tanıyabileceği düşünülmektedir.
RVSM 2.0 ya da daha geniş bir bağlamda ele alındığunda dinamik ayırma minimaları konseptine geçiş, SESAR programının "Dijital Evrim" olarak
adlandırdığı kapsamlı bir araştırma ve geliştirme çabalarının merkezinde yer almaktadır. Konseptin temel felsefesi, hava trafik yönetimini, mevcut
operasyonlarda kullanılan önceden belirlenmiş sabit ve tek tip ayırma
standartlarının yerine dinamik ve senaryo odaklı bir yaklaşım benimsenmesi
üzerine kuruludur.
Bu vizyon, ayırma yönetimini statik bir kural kitabından,
gerçek zamanlı verilerle beslenen dinamik bir karar verme sürecine
dönüştürmeyi amaçlamaktadır. İki uçak arasındaki minimum ayırma ne olmalıdır
retoriğinden sıyrılarak; iki spesifik uçağın, o anki atmosferik koşullar
altında, görece pozisyonlarında emniyetli bir şekilde hava sahasını
kullanabilmesi için gereken minimum ayırmanın ne olacağı sorusuna
odaklanmaktadır. RVSM 2.0, reaktif ve kural tabanlı bir sistemden, proaktif,
veri odaklı ve performansa dayalı bir ATM sistemine geçişin somut bir adımı
olarak görülmektedir.
Parametre |
RVSM 1.0 |
RVSM 2.0 Konsepti |
Ayırma Felsefesi |
Statik, Kural Tabanlı |
Dinamik, Performansa/Riske
Dayalı |
Dikey Ayırma Minimumu |
1.000 ft (sabit) |
500 ft'e kadar düşürülebilir, 1.500 ft'e kadar
artırılabilir |
Uçuş Seviyeleri |
Standart (örn. FL290, 300, 310) |
Ara seviyeler mümkün (örn.
FL275, 285, 295) |
Esneklik |
Düşük (sabit kurallar tüm durumlara uygulanır) |
Yüksek (duruma göre değişen, birleşik dikey/yatay
ayırma) |
Temel Teknoloji Bağımlılığı |
Yüksek performanslı
Altimetre/Otopilot |
PBN, ADS-B, TBO, Gelişmiş
Otomasyon, Veri İletişimi, ADSB ve CPDLC kullanımı |
İnsan Rolü (ATCO) |
Taktik Kontrolör, Prosedürel Uygulayıcı |
Stratejik Yönetici, Otomasyon Gözetmeni |
Emniyet Yaklaşımı |
Reaktif |
Proaktif (dinamik risk
modellemesi ile operasyonel emniyeti yönetir) |
![]() |
RVSM 2.0 potansiyel faydalar |
RVSM 2.0 konseptinin sunduğu potansiyel faydalar, havacılık endüstrisi için oldukça çarpıcıdır ve temel olarak iki ana eksende toplanır: kapasite ve emniyet.
RVSM 2.0, mevcut RVSM hava sahasının Flight Level (FL)
290'dan FL600'e kadar (dahil) yukarı doğru genişletilmiş bir versiyonu olarak
da ele alınabilir. Konseptin en dikkat çekici ve yenilikçi önerisi, belirli
koşullar altında dikey ayırma minimumunun potansiyel olarak 500 feet'e kadar
düşürülmesidir. Böyle bir azaltma, mevcut uçuş seviyeleri arasına yeni
seviyelerin eklenmesine olanak tanıyacaktır. Örneğin, FL270 ve FL280 arasında
FL275; FL290 ve FL300 arasında FL295 gibi ara uçuş seviyeleri (intermediate
flight levels) kullanıma açılacaktır. Bu değişikliğin, hem en-route hava sahası
yönetiminde hem de Terminal Manevra Sahası (TMA) özelinde de mevcut kapasiteleri
"dramatik bir şekilde artırması" beklenmektedir.
Kapasite artışı, yalnızca daha fazla uçağı aynı hava sahası
içerisinde ağırlamaktan öte havayollarına ve pilotlara çok daha fazla
operasyonel esneklik sunar. Uçaklar, kendi performansları ve o anki ağırlıkları
için en uygun olan optimum irtifalara daha yakın uçuş seviyeleri seçebilirler.
Bu, doğrudan yakıt verimliliğinin artması ve karbondioksit emisyonlarının
azalması anlamına gelir.
Kapasitenin yanı sıra, RVSM 2.0'ın bir diğer stratejik
hedefi de operasyonel emniyeti artırmaktır. İlk bakışta ayırmanın
azaltılmasıyla çelişkili bir fikir gibi görünse de, konseptin dinamik doğası
sayesinde mümkün olmaktadır. Sistem, belirli riskli durumları tespit edip bu
durumlarda ayırmayı artırarak en az mevcut sistem kadar emniyetli bir operasyon
dinamiği yaratmayı hedefler. Bu haliyle de konseptin sadece bir kapasite
artırma aracı olmadığını, aynı zamanda sofistike bir risk yönetim aracı
olduğunu göstermektedir.
![]() |
Konseptin Kapsamı ve Nüansları |
RVSM 2.0'ı sadece "500 feet'e inmek" olarak
anlamak, konseptin derinliğini ve ne kadar sofistike olabileceğini gözden
kaçırmamaya sebep olabilir. Konsept, ayırma yönetimini çok daha bütünsel ve
duruma göre uyarlanabilir bir çerçevede ele alır. Duruma göre ayırmanın hem
azaltılmasını hem de artırılmasını içeren dinamik bir hava trafik yönetiminden
beslenir.
Dinamik Ayırma: Konsept, belirli atmosferik koşullar
altında (örneğin, şiddetli türbülans veya belirli rüzgar profilleri) veya
belirli uçak çiftleri arasında (örneğin, heavy bir uçağı takip eden light bir
uçak) kuyruk türbülansı (wake encounter) riskinin arttığı durumları tespit
etmeyi amaçlar. Bu gibi durumlarda, RVSM 2.0, emniyeti artırmak amacıyla dikey
ayırma minimumunu mevcut 1.000 feet'in üzerine, örneğin 1.500 feet'e çıkarma
seçeneğini içerir. Bu haliyle proaktif ve öngörüsel bir risk yönetim aracı
olarak de ele alınabilir.
Birleşik Ayırma Minimumları: RVSM 2.0, esnekliği en
üst düzeye çıkarmak için dikey ve yatay ayırmayı entegre bir şekilde ele
alır. Konsept, "x” feet dikey ve “y” deniz mili (nm) yatay şeklinde
birleşik ayırma minimumlarının kullanılmasını değerlendirmektedir. Kontrolörlere ve ATM sistemine, bir boyuttaki
(örneğin dikey) ayırmanın ideal olmadığı durumlarda diğer boyuttaki (yatay)
ayırmayı kullanarak standart ayırma minimalarını koruma imkânı tanır.
Aşamalı Yaklaşım: Dinamik ayırma uygulanmasının
karmaşıklığının farkında olan SESAR, RECAT (Re-categorisation) projesine benzer
şekilde aşamalı bir yaklaşım önermektedir. İlk aşamada, yeni ayırma minimumları
uçakların tipi, kanat açıklığı gibi statik özelliklerine bağlı olabilir.
Gelecekte ise, gerçek zamanlı atmosferik veriler, uçağın anlık ağırlığı ve
konfigürasyonu gibi dinamik parametrelere bağlı olarak ayırma minimumları
tanımlanabilecektir.
Bu nüanslar, RVSM 2.0'ın asıl amacının yalnızca kapasite
arttırmak için ayırma standartlarının azaltılması olmadığını, dinamik bir
emniyet yönetimi anlayışının benimsendiğini göstermektedir. Sistem, riski
nerede ve ne zaman azaltabileceğini, nerede ve ne zaman artırması gerektiğini
kavrayabilecek ölçüde kararlı olmayı hedeflemektedir.
Temel Zorluklar: İnsan Faktörü ve Sistem Entegrasyonu
RVSM 2.0 konseptinin hayata geçirilmesinin önündeki en
büyük engeller, salt teknolojik olmaktan ziyade, insan faktörleri ve
sistemsel entegrasyon zorluklarıdır. Bu kadar dinamik ve karmaşık bir sistem,
mevcut operasyonel paradigmaları ve insan-makine etkileşimini temelden
sorgulamaktadır.
- Bir Hava Trafik Kontrolörünün (ATCO), kontrol ettiği her
bir uçak çifti için anlık olarak değişen, duruma özgü dikey, yatay veya
birleşik ayırma minimumlarını zihinsel olarak takip etmesi ve uygulaması pratik
olarak imkansızdır. 500 ft'e düşürülen dikey ayırma, hava trafik
kontrolörlerinin ayırma tesis edebilmek için sahip olduğu süreyi de yarıya
indirecektir. Bu durum, otomasyonun artık kontrolöre sadece bir "destek
aracı" olmaktan çıkıp, ayırma karar sürecinin "merkezi" bir
bileşeni olması gerektiği anlamına gelir. SESAR belgeleri, RECAT uygulamasında olduğu gibi, ATCO'ların bu karmaşık şemayı uygulayabilmek için
gelişmiş "destek araçlarına" ihtiyaç duyacağını öngörmektedir. Otomasyon
ve YZ kullanımının da denkleme katılmasıyla ATCO'nun rolünün temelden
değişmesi gerekebilir. Geleneksel "taktik kontrolör" rolünden,
otomasyon sisteminin kararlarını denetleyen, istisnai durumları yöneten ve
stratejik hedefleri belirleyen bir "sistem yöneticisi" veya
"denetleyici kontrolör" rolüne geçiş yaşanabilir. Bu dönüşüm,
ATCO'ların eğitimi, yetkinlikleri, görev tanımları ve hatta bir hata durumunda
yasal sorumluluklarının ne olacağı gibi derin felsefi ve pratik soruları da
beraberinde getirebilir.
- Mevcut ACAS (Airborne Collision Avoidance System) sistemleri,
500 ft ayırmada istenmeyen ikazlar vereceğinden yeniden tasarlanmaları
gerekmektedir.
- GNSS veri iletişiminin sağlıklı bir şekilde
gerçekleşebilmesi elektromanyetik sinyallerin hassas iletimine bağlıdır. Bu
sistemlerin arızalanması veya sinyallerin bozulması (örneğin uydu arızaları,
kontrol segmenti hataları), hava sahasının geniş bir bölümündeki tüm uçakları
etkileyebilir. İyonosferik bozulmalar ve kozmik ışınların etkisi GNSS
sinyallerini etkileyebilir. Jamming ve Spoofing aktiviteleri keza benzer
şekilde GNSS sinyallerinin karışmasına ya da taklit edilmesine yol
açabilmektedir.
Sonuç olarak, RVSM 2.0'ın başarısı, sadece aviyoniklerin
veya algoritmaların başarısına değil, insan ve makine arasında kusursuz,
güvenilir ve sezgisel bir iş birliği yaratılmasına, tüm ATM sisteminin
(gözetim, seyrüsefer, iletişim, prosedürler) bu yeni dinamik felsefeye uyum
sağlayacak şekilde entegre bir biçimde evrilmesine bağlıdır.
Kaynaklar:Next generation ATS platforms for en-route and TMA operations, Digital European Sky Industrial Research 02 (HORIZON-SESAR-2025-DES-IR-02).Digital Evolution of Separation Minima in En-route and TMA,SESAR 2020 EXPLORATORY RESEARCH 4 (ER4) (H2020-SESAR-2019-2) (alert-passed)
Lütfen ofansif bir dil kullanmadığınızdan, yapıcı öneriler ve eleştirilerde bulunduğunuzdan emin olun. Yorumlar denetlendikten sonra uygun bulunursa yayımlanmaktadır. Anlayışınız için teşekkürler.